İletişim    Site Haritası

 
 • Ana Sayfa
 • Yakakent
 • Kozköy Tarihi
 • Gelenek ve Görenek
 • Coğrafi Konumu
 • Sosyal Yapısı
 • Bitki Örtüsü
 • Kültürümüz
 • Geçim Kaynakları
 • Unutulan Dil
 • Kim Nerede ?...
 • Kozköy Muhtarlığı
 • Kaybettiklerimiz
 • Foto Galeri
 • Ziyaretçi Defteri
 • Tavsiye Kitaplar
 • İletişim
 • Güvenli Çıkış
 Copyright © 2007
 Web Tasarım ve Kodlama

 alacam55.com
20 Nisan 2015 Pazartesi Eklendi
.:: BİR NESİL BİR GECEDE CAHİL Mİ BIRAKILDI CAHİL BIRAKILAN NESİLLER Mİ VARDI? ::.
BİR NESİL BİR GECEDE Mİ CAHİL BIRAKILDI YOKSA ASIRLARDIR CAHİL BIRAKILAN NESİLLER Mİ VARDI?
6
Modernleşip gelişerek endüstri toplumu haline dönüşen, kırsaldaki dağınık hayattan şehirlerdeki ve kasabalardaki toplum hayatına yönelen toplumların ihtiyaç ve gereksinimleri de tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplumlardan farklı olarak gelişmekte ve daha farklı şeylere ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu anlamda eğitim ve öğretim kurumlarından orduya ,maliyeye , adliyeye ve diğer kurumlara matematik ,kimya, topoğrafya yabancı dil gibi değişik alanlarda yetişmiş insanlara ihtiyaç artmıştır.Yine gelişen ulusalcılık akımlarının etkisi ile basın ve yayının yönlendirici olan önemi daha da öne çıkmıştır.Bunlara paralel olarak okuma ve yazmanın daha kolay okunup yazılabilir harflerle olması da bir zaruret haline gelmiştir.
19 yy da hızlı bir şekilde değişen dünya şartlarından Osmanlının da dışarı da kalması düşünülemezdi. Onun için merkeziyetçi bir anlayış içinde varlığını devam ettiren, karmaşık ve zor bir yapıya sahip olan ,Arap harflerinin değişik yazım şekilleri kullanılarak yazılan Osmanlıca imla ve dil konusu tartışılmaya başlanmıştır.
“Osmanlı bürokrasisinde her memurun güzel yazması yetmez adeta hattat olması istenirdi. Yazışmalarda edebi bir üslup meydana getirmesi doğal görülüp takdirle karşılanırdı. Kısaca devlet arşivlerinin bürokratlar dışında kimseye hitap etmesine gerek görülmezdi İmparatorluk 19. Yy da modernleşme sürecine girince memur ihtiyacı artmış, çok sayıda insanın birer edip ve hattat olması mümkün olmadığından Tanzimat bürokrasisi kayıtlarından ve yazışmalarında uslüpte sadeleşme ve bir basitlik görülmüştür.”
İmparatorluğun son döneminde memurun bilmesi gereken divani ve siyakat gibi yazılması da öğrenilmesi de zor olan yazıların yerine matbu yazımı benimsenerek imparatorluğun memur gereksinimi karşılamaya çalışılmıştır.Ayrıca matbu yazının yaygınlaşması yazı sorununa bir çözüm olarak görülmeye başlanmıştır.”(10)
Olaylara zamana, zemine ve günün şartlarına göre bakıp değerlendirme yapamadığımız için aldanıyor ve aldatılıyoruz. Bir dönem yazım türlerine göre ihtisaslaşmak ekmek kapısı olarak görülmüş, değişik hatlarla yazılmış sanat eserleri ortaya konmuştur. Hattatlık ve nakkaşlık döneminin en geçerli iş kollarındandır. Bunda İslam’ın resim ve heykeltıraşlık gibi konulara mesafeli duruşununda tesiri vardır.
Osmanlıca yazım şekillerinde harflerin şekil olarak keyfi değişik yazılabilir olması okumayı zorlaştırmıştır. Yine aynı şekilde yazı şekillerine göre de harfler farklı yazıldığı veya aynı yazılan harfin birden çok şekilde (sesle) okunması da Osmanlıcayı okuma ve yazma olarak zorlaştırmıştır.Matbaanın gelişiyle birlikte harflere standartların gelmesi okuma ve yazmayı kolaylaştırmıştır.Bazılarının Osmanlıca denince anladığı maalesef bu!...Matbu bir Osmanlıca metni okumayı Osmanlıca biliyorum sanmak küvet de banyo yapıp Okyanusta yüzüyorum sanmak gibidir.
Osmanlıca yazım şekilleri bir sanat dalı olarak kitabelerden mezar taşlarına, levhalardan duvar süslemelerine kadar çok geniş bir alanda kullanılmıştır.Her alanda ayrı ayrı üstatlar olmuştur; mesela bir yumurtanın üstüne Yasin süresini yazmışlardır.Bunların yazılması da okunması da ihtisaslaşmayı gerektirirken hususlardır….Herkesin alanları ayrı ayrıdır.Bu tür yazıların kıymeti sanat değerindedir.Osmanlıca yazım şekillerinin okunuşu kurallara değil alışkanlıklara bağlıdır.Denilir ki “Osmanlıcaya karşı yiğitlik olmaz; siz onu bir gün ihmal adresiniz o sizi üç gün tek eder.”
Tekraren şunu belirtmeliyim ki Osmanlıca hakkında fikir yürütülenlerin büyük ekseriteyinin Osmanlıcayı bilmediği gerçeğidir. Osmanlıca yazım şekillerinin genelde ayrı ayrı alanlarda kullanılır olmasıdır.”Osmanlılarda kullanılan Arap harfleri yazı türlerinin her biri ayrı ayrı işlerde kullanılmıştır. Kitap yazımlarında nesih, el yazılarında rika, kitabe ve levhalarda sülüs ve ta’lik, fermanlarda divani, yazma eserlerde nesih ve talik, resmi kayıtlarda siyakat gibi, ayrı ayrı uygulamalar zaten zor olan Arap alfabesini daha da zorlaştırmıştır.Okur yazar oranı da % 6’ları aşamamıştır.”(11)

9)Ortaylı A.g.n. S.235-236
10)Sadaoğlu,Hüseyin;Türkiye de Ulusçuluk Ve Dil Politikaları Bilgi Üniv.Yay.İst.2003
11)İbrahim Candan seni Anlasaydık Bu hale Gelmezdik.İnci. Araşt.Akasya Kitap. Ank,s.157


Okunma Sayısı : 769
Eklenme Tarihi ve Saati : 20 Nisan 2015 Pazartesi


.:: Duyurular ::.
alacam55.com - duyuru BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN BEKLENEN NE ?  10.1.2017 11:58:43

Türkçüler Günü  3.5.2013 18:33:58

ALAÇAM-YAKAKENT TARİHİNDEN KESİTLER  10.4.2012 13:46:46

Kozkoy.Net Açıldı...  28.2.2007

Turan TOK

DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1- DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1-

Mustafa TOK

İBLİSİN KIBLESİ

Tuğrul Kutluk ŞAAD

KİŞİSEL KANAAT PAYLAŞIMI
Editör Giriş
.:: Seçme Başlıklar

.:: Anket ::.
Anket Sorusu Eklenmedi
.:: Dost Siteler ::.
 • Kozköy İlköğretim
 • Site Doktoru
 • Site Yönetimi