İletişim    Site Haritası

 
 • Ana Sayfa
 • Yakakent
 • Kozköy Tarihi
 • Gelenek ve Görenek
 • Coğrafi Konumu
 • Sosyal Yapısı
 • Bitki Örtüsü
 • Kültürümüz
 • Geçim Kaynakları
 • Unutulan Dil
 • Kim Nerede ?...
 • Kozköy Muhtarlığı
 • Kaybettiklerimiz
 • Foto Galeri
 • Ziyaretçi Defteri
 • Tavsiye Kitaplar
 • İletişim
 • Güvenli Çıkış
 Copyright © 2007
 Web Tasarım ve Kodlama

 alacam55.com
15 Şubat 2013 Cuma Eklendi
.:: HAÇINI KOYNUNDA TAŞIYANLAR ::.

        Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; “Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, başına geçireceği insanların kanındaki asli cevheri tayin etmekten bir an yoksun olmasın.”


        İslam inancına göre kelime-i şahadet getirip müslüman olan bir kimsenin geçmişi geleceğine leke sürmez. Ancak yaşayışıyla davranış ve icraatlarıyla milletin dinini, dilini, tarih ve kültürünü hafife alıp karalamaya başlıyorsa o zaman da acaba aslına rücu mu ediyor diye sorulup “Bed asla necabet mi verir ün-i forma…”denilir.


        “Bir müslüman, bir delikten iki defa sokulmaz.” Diyor H.z Peygamber(sav). Bu millet iki dilli, iki dinlilerden çok çekti… Hala da bu noktalara dikkat çekmeye çalışanların başına neler getirildiği ortada… Göreneee, görene; köre nee; köre ne!


        Osmanlının çöküşünde iki dinli, iki dillilerin rolü çok büyük olmuştur. Savaş meydanlarında kazanılamayan başarı, “Ağacın içindeki kurt” formülü ile sağlanılmaya çalışılmış ve ciddi başarılar elde edilmiştir. Bu anlamda yabancı okullar, roller üstlenirlerken, değişik şekillerde uygulanan misyonerlik faaliyetleri ve misyonerlik okullarının icraatları bir aymazlık içinde uzun süre seyredilmiştir.


        İdari anlamda ikinci adam konumunda olan, zaman  zaman bütün yetkileri elinde toplayan 214 sadrazamın 78’i hariç gerisinin dönme ve devşirme oluşu sorgulamaya değer olsa gerekir.


        Yine “Çocuğu ana yetiştirir.” Düsturundan hareketle padişah efendilerimizin bir ikisinin eşi hariç diğerlerinin yabancı oluşu, devlet işlerine kınalı parmakların girmesini kolaylaştırmıştır. Bu hususta Prf.dr Ahmet Akgündüz’ün “Osmanlı’da Harem” adlı arşiv bilgilerine dayanan eseri okunmaya değer.


        Padişah efendilerimizin koynundaki ile devletin beynindeki güçleri bir araya gelince yıkılmak da mukadder olur.


        Osmanlı’nın yıkılış sebepleri pek çok ise de biz burada sadece bir misyonerin hayat hikâyesini okuyucularımızla paylaşarak boynundaki haçı gösteren mi, koynundaki haçı saklayan mı noktasına dikkatleri çekmeye çalışacağız.


        Osmanlının yıkılıp parsel parsel olmasında, İngilizlerin büyük rolü olmuştur. Hempher 1700’lerde İslam dünyasında sadece din adamı kimliği altında 5000 elemanımız görev yapıyordu der.


        1700’lerde değişik alanlarda İngiliz servislerinin elemanları cirit atarlar. İngilizler 10-12 yaş grubu çocukları değişik testlere tabi tutarak uygun buldukları ülkelere değişik metotlarla yerleştirirler. İşte onlardan birisi…


        Mr. John, hayat hikâyesini şöyle anlatıyor: “Ben ve arkadaşım Herberc 10 yaşında iken; İngiliz misyon cemiyeti bizi İstanbul’a gönderdi. İngiliz Sefarethanesinde görev yapan, çocuğu olmayan Kavas Ali Ağa’ya çok altın vererek beni teslim ettiler.


        Bu çocuk senin oğlundur, ismi de İbrahim’dir dediler. Kendi inanç ve örfünüz ne ise onu öyle yetiştirirsin; ayda bir de Sefarethaneye getirirsin. Ali ağa Cihangirdeki evine götürüp zevcesi Gülsüm hanıma beni teslim etti. İşte evladımız oldu onu büyüteceğiz dedi.


        Don, gömlek ve entari dikip giydirdiler; elime on paralıkta kâğıt helvası alıp çocukların arasına salıverdiler. Konuşamadığım için beni dilsiz sanıyorlardı. Bir süre sonra konuşmaya ve çocuklarla oynamaya başladım.


        Sonra da mektepte okumaya gönderdiler. Kısa sürede okumayı öğrendim, sesim gürdü, Amme cüzünü ezbere okuyordum hocam bana iltifat ediyordu. Daha sonra ibtida-i ve rüştiye mekteplerine girdim Beyazıt camiinde Pala Bıyık Ali efendinin derslerine katılıp Sarf, Nahiv, Avamil, Kafiye, Mantık, Kelam, Fıkıh gibi dersleri okudum. Arapça dersinde birinciydim yaşım otuz olunca icazet aldım. Sunni müderris oldum. İngilizce, Fransızca, Ermenice, Arapça ve Türkçe konuştuğum için hariciye kaleminde 500 kuruş maaşla memur oldum.


        İngiltere Sefiri Reşit Paşayı ziyaret edip, Kavas Ali Ağanın mahdumunu işe aldığına memnun oldu diye söyleyince, Reşit paşa bana iltifat etti ve o günden itibaren siyasi ve harici işlerde beni çalıştırdı. Maaşım 2000 kuruşa çıkarıldı. Misyon cemiyetinden gelen emirle sakal ve bıyıklarımı kesip tam Avrupalı bir kıyafetle beni tanıyanların hayretli bakışları arasında Londra’ya döndüm.”


        İnsan haçını saklayınca, haçlı olmaktan kurtulmuyor. Daha da tehlikeli oluyor. Bu devletin bir ismi var TÜRKİYE, burada yaşayan insanların yasalarla belirlenmiş bir de ismi var TÜRK.”Ne mutlu Türküm diyene” ne mutlu Türk’ü ve Türkiye’yi sevene.


 


      


Okunma Sayısı : 1256
Eklenme Tarihi ve Saati : 15 Şubat 2013 Cuma


.:: Duyurular ::.
alacam55.com - duyuru BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN BEKLENEN NE ?  10.1.2017 11:58:43

Türkçüler Günü  3.5.2013 18:33:58

ALAÇAM-YAKAKENT TARİHİNDEN KESİTLER  10.4.2012 13:46:46

Kozkoy.Net Açıldı...  28.2.2007

Turan TOK

DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1- DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1-

Mustafa TOK

İBLİSİN KIBLESİ

Tuğrul Kutluk ŞAAD

KİŞİSEL KANAAT PAYLAŞIMI
Editör Giriş
.:: Seçme Başlıklar

.:: Anket ::.
Anket Sorusu Eklenmedi
.:: Dost Siteler ::.
 • Kozköy İlköğretim
 • Site Doktoru
 • Site Yönetimi