İletişim    Site Haritası

 
 • Ana Sayfa
 • Yakakent
 • Kozköy Tarihi
 • Gelenek ve Görenek
 • Coğrafi Konumu
 • Sosyal Yapısı
 • Bitki Örtüsü
 • Kültürümüz
 • Geçim Kaynakları
 • Unutulan Dil
 • Kim Nerede ?...
 • Kozköy Muhtarlığı
 • Kaybettiklerimiz
 • Foto Galeri
 • Ziyaretçi Defteri
 • Tavsiye Kitaplar
 • İletişim
 • Güvenli Çıkış
 Copyright © 2007
 Web Tasarım ve Kodlama

 alacam55.com
7 Haziran 2012 Perşembe Eklendi
.:: MİLLETİN PARASI VE VEKİLLERİ MİLLETİN PARASI VE VEKİLLERİ ::.

         İnsanlık, tarih boyunca yöneten ve yönetilenler olarak hayatını devam ettirir. İdarecilerin karne notlarını da tarih verir…
         Tarih Hakk’ı ve halkını unutan liderlere siyah bir sayfa açar… Bu kimseler önce nefislerini putlaştırıp, kendi putuna tapınmaya başlar; tatmin olamazlar, yolun ucu tanrılık davasına kadar uzar gider…
         Dünyanın hiçbir ülkesinde, mazlumun inlediği yerde zaliminde huzuru olmamıştır. Bütün sistemlerin çöküşü, mazlumun gözyaşında zalimin boğulmasıyla olmuştur. Zulüm asla payidar olamaz; olamamıştır da… Ta ki zalimin zulmüne dur diyecekler çıkana kadar…
        Şunu da asla unutmamak gerekir ki, sırtına semer vurdurmaya talip olanlar olduğu müddetçe, sırtına semer vuranlar da asla eksik olmayacaktır… Hakkını istemesini, korumasını bilmeyenler haksızlık karşısında eğilip, bükülmeye ve ezilmeye mahkûm olurlar…
        Etrafındaki şakşakçı, dalkavuk, yalaka tiplerinin alkışları, övgüleriyle sarhoş olup kendinden geçen idareciler, saltanat kayığı su almaya başlayınca da o güruhun sövgüleriyle ayılırlar…
        Milletin vekilliğini yapabilmek zor iştir; adam gibi adamların işidir. Makamların cazibesi büyüleyicidir, insanları sarhoş eder; bunun için kardeş kardeşi, baba evladı, evlat ana babayı gözünü kırpmadan katledebilmiştir.
        Hakkın rızası ve milletin vekilliği için yola çıkılır… Ancak yolculuk esnasında çoğunun kıblesi şaşar! Liderlerinin kerametli ifadelerinin savunuculuğuna dönüşür…
         Biz tarihin ışığında kendimize dönüp Osmanlının kuruluşuna uzanalım; Osman Gazi der ki; ‘’Oğlum Orhan! Fakirlik senin ülkeni ziyaret edecekse önce senin evine uğrasın ha!..
         Şimdi siz bu ruhu, bu anlayışı getirip meclisinize uyarlayın eğer gelen ses aynı ise ne mutlu size! Önünüzde ak günler var demektir…
        Mesela meclisinizde vekilinize yapılan zamlar la, işçiye, memura, emekliye yapılan zamlar aynı hassasiyet içinde hesaplanıp, aynı hızla meclisinizden geçiyorsa ne mutlu… Hayır, böyle olmuyor, uzayıp gidiyor, hakkını istemeye kalkınca cop ziyafeti çekiliyor, gazla bayıltıp suyla ayıltılıyorsa yiyenlere afiyet olsun…


         Tavsiye mi istersiniz? Söyleyeyim!.. Eli kulağa verin; yüksek  sesle ‘kendim ettim kendim buldum..’ türküsünü yüksek sesle söyleyiverin!..Rahatlatır!..Bütün dertlere deva, borçlara eda, hastalıklarınıza şifa gibidir, iyi gelir!..
        Biz şimdi zaman tünelinde yürüyüp,  1908 ikinci meşrutiyetin mebussan meclisine uzanalım. Mecliste Kosova vilayeti, İpek sancağı mebusu Hafız İbrahim diye biri vardır. Bu zat doğru sözlü, inandığını tereddütsüz söyleyen biri olduğu için, birçok defa toplantıdan çıkarılıp ihtar verilmiştir.
        Meclis zabıtlarına geçen konuşmalarından birinde şöyle der: “Ben buraya gelirken, doğruyu gözümü kırpmadan söyleyeceğime Allah huzurunda yemin ettim. Tende bir can var. Hakikat yüreğimde çöreklenip beni yaralayacağına bu can çıksın daha hayırlıdır…”  
       Hafız İbrahim Efendi bir defasında Maliye nazırı Cavit beye: “-Büyük adaya seni götüren istimbotun kömürünü kim veriyor? Diye sorar, Reis Ahmet bey de bu sorunun saadet dışı olduğunu söyleyince: “Saadetten medet uman bu adamlar memleketle beraber iffeti de batıracaklar…” deyip salonu terk etmiş, on beş gün toplantılara katılmama cezası almıştır.
       Yılların üzerinden atlayıp Cumhuriyet dönemine geliyoruz. Cumhuriyet döneminin başvekillerinden Ali Fethi Okyar kısa bir süre dâhiliye vekilliği de yapar. Dâhiliye vekili olduğu günlerde 17,5 liraya bir ‘hokka kalem takımı’ alır. Maraş milletvekili Hasip Bey bunu öğrenir. O sırada bütçe görüşmeleri yapılmaktadır. Hasip bey söz alır; ‘Vekil beyefendiye makamında bizzat söyledim. Ali Fethi beyefendi 17,5 liraya makamına bir hokka kalem takımı almıştır. Efendiler! Meclis başkâtibinin odasında 22,5 kuruşluk dökülmez hokka vardır. Mürekkep dökülmüyor ve bu aynı vazifeyi görmüyor mu?  Biz burada hayat memat mücadelesi yapıyoruz. Bu vergiler köylüden dişi sökülür gibi alınıyor, köylümüz bağrına taş basıyor, vergi veriyor. İsraf bir zihniyet meselesidir, miktarla alakası yoktur. Eğer bu hakikatleri idrak edip tasarrufa azami riayet etmez, milletin parasının üstüne gözbebeğimiz gibi titremezsek sefahat hak kabul edilip, anane haline gelir!..’ der.
       Şimdi israf ve sefahat anane haline geldi mi!.. Gelmedi mi?..Hz. Ömer’in kırk yamalı hırkası  tarihe karışalı çok oldu da;devletin işinde devletin mumunu kullanmanın neresindeyiz acaba?
       Devletin makam adına tahsis ettiği arabayla okula gönderilen çocuklar, makama oturur oturmaz milletin parasıyla yeniden tefriş edilen makam odaları, milyon dolarlarla alınan Mercedes arabalar, ihtiyaç yokken sadece siyasi rant için işe adam yerleştirme, şişirilen kadrolar, Kamuran İnanın ‘Türkiye Gerçeği’ adlı eserinde belirttiği gibi hiçbir TÜRK’ÜN bulunmadığı yerlerde konsolosluklar…’


        Karşılama merasimleri ise başlı başına bir inceleme konusu. Bütün makamlar yollara dökülecek, karda kışta öğretmen, öğrenci, titreyerek soğukta sıcakta efendileri bekleyecek, geçen zamanlar boşa, akıtılan yakıtlar boşa, bunlar yetmez karşılamada olamadıysanız soruşturmalar kovuşturmalarda çabası…


          Zirvelere uzanırsınız!..Balık baştan kokmuş mudur bilinmez de, köşkün musluklarından abdest sularının  kimler zamanında akmaya başladığı bolca anlatılır!..Ne mutlu!.. Abdest madden temizlik yaparak, maneviyat kapısını aralamak için yapılan hazırlık olarak bilinir, bilinmesine de; abdestler abdest ola…


           Ancak köşkte her abdest suyu akıtan değişince dekorasyon ve tadilat için harcanan paraları öğrenince insanın dudakları uçukluyor. Hiç süt içmemiş çocukların süt içince alışık olmadıklarından soluğu hastanede aldıklarını yetkililerimizden bolca dinledik.


          Midesine okul çağına kadar ana  sütünden başka süt girmeyen çocukların ülkesinde,abdest suyu ile teselli  bulmak hangi inanca göredir?..Rasulullahın(SAV),Hz. Ebubekir, Ömer,Osman,Ali(R.Anhüm)nin beyt-ül-mal anlayışları bu anlayışlara uymadığı  için bizim merakımız bu musluklardan akan sular la abdest  olur mu?..Olmaz mı?..Hani tüyü bitmedik yetim hakkı falan deniliyor  yaaa! Takıntımız oraya… Sağlıkla kalın.


Okunma Sayısı : 1177
Eklenme Tarihi ve Saati : 7 Haziran 2012 Perşembe


.:: Duyurular ::.
alacam55.com - duyuru BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN BEKLENEN NE ?  10.1.2017 11:58:43

Türkçüler Günü  3.5.2013 18:33:58

ALAÇAM-YAKAKENT TARİHİNDEN KESİTLER  10.4.2012 13:46:46

Kozkoy.Net Açıldı...  28.2.2007

Turan TOK

DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1- DEVLET BAHÇELİ NEREYE KOŞUYOR? -1-

Mustafa TOK

İBLİSİN KIBLESİ

Tuğrul Kutluk ŞAAD

KİŞİSEL KANAAT PAYLAŞIMI
Editör Giriş
.:: Seçme Başlıklar

.:: Anket ::.
Anket Sorusu Eklenmedi
.:: Dost Siteler ::.
 • Kozköy İlköğretim
 • Site Doktoru
 • Site Yönetimi